02 Haz

KIRSAL / RİSKLİ BÖLGELERE GİDERKEN DİKKAT ETTİKLERİM

Valiz Listesi

Bu listeye bakmadan valizimi kapamam. Gideceğim yerin mahrumiyet durumuna göre alacaklarıma bu liste ile karar veririm.

  • Atıştırma (kuru ve dayanıklı mini boy)
  • Boyun yastığı
    Az gelişmiş bölgeleri görmeye gitmek demek engebeli taşlı kayalı yollarda her saniye bir belin ve boynun olduğunu hatırlatan uzun ızdıraplı yolculuklar demek. Boyun yastığı uçaktan başlayarak bana bir nevi ana kucağı vazifesi görüyor.
  • Çöp poşeti (buzdolabı ve büzgülü)
    Yanımda büyük boy şeffaf buzdolabı poşetleri / büzgülü renkli güzel kokulu çöp torbaları taşırım.
    Temiz torba seyahatte derli toplu olmak adına iyi bir kurtarıcı: “kirlileri muhafaza etmek, yağmurdan değerli eşyaları korumak, uçakta hijyen, yiyecekleri küçük pozisyonlarda taze tutmak”
    Uçak içinse sırt çantama hep büzgülü büyük çöp torbası ve küçük şeffaf torba atıyorum. Uçaklarda paltoları kazakları pis valizlerin üzerine bırakmak yerine hemen bir büzgülü torbaya tıkıp baş üstü dolaba güvenle bırakıyorum. Bazen o kadar kirli uçaklar var ki sırt çantamı bile torbaya koyup baş üstü dolaba kaldırdığımı bilirim. Ne de olsa uzun seyahatlerde sırt çantamı hem kiler hem yastık hem ambar niyetine de kullandığım oluyor. Kirli uçaklara biner binmez bari saçlarım hemen kirlenmesin diye kalın bandana da kullandığım oluyor.
  • Diş fırçası + macun
  • Göz malzemeleri
    Çok toz topraklı yerlerde gözler çok çeker. O yüzden ben hep yanımda göz mendili, göz yaşı damla, gözlük mendili, güneş gözlüğü taşırım.
  • Hijyen kadın malzemesi
  • İç Çamaşırı & Çorap
  • İlk yardım kiti
  • Kağıt mendil ve ıslak mendil
  • Kitap
  • Kolonya
    Toz silmek için ya da birebir. Birkaç kere tahta kurusu istilasında odada çok işime yaradı. Rebul markasının nature kolonyası yeni favorim.
  • Parfüm + kolonya + deodorant
  • Saç kurutma makinesi (şarjlı)
    Saçlarım uzun ve gür. Soğuk bölgelerde yıkayınca kurutmak dert çünkü elektrik yok. Şarjlı saç kurutma makinesini yanıma alırım.
    Binlerce metre yüksekte, uzun saçlı biri olarak soğuk dere suyuyla yıkanmak zorunda kalınca görürüm sizi…
  • Şampuan & saç kremi (mini boylar)
  • Şarj aleti
  • Tarak + saç bandı + toka
  • Terlik
    Valizde yer derdi yoksa Crocs kurtarıcı olabilir. Yere çorapla veya çıplak ayakla basıp o tozu tekrar valize ya da yatağa taşımanın gereği yok.
  • Termofor
    Bazı bölgelerde otel içi dahil ısınmak bir sorun. Termofor uykuda en yakın arkadaşım.
  • Tepe lambası
    Bazı otellerde baş ucu lambası olmuyor ben de başa takılan lamba yanıma alıyorum. Gece çadırda ya da arkadaşla kaldığın odada kitap okurken kimseyi uyandırmamak  ya da aniden belirsen ışıksız karanlık yollar için
  • Uydu telefonu
    Uydu telefonu olmasa; yakınlarımın kalp krizi, ameliyatlar dahil ben uzaktayken gelişen acil pek çok olayı öğrenemez ya da dağın tepesinde mahsurluk gibi zor durumda kaldığımı kimseye bildiremezdim.
  • Vakumlu peynir ve ekmek

Seyahat Alışkanlıklarım:

Kampta ya da vasat otellerde hazırda bulmanızın mümkün olmadığı şeyler var. Bunlara hazırlıklı olmak seyahatte bana büyük sevinçler yaratıyor. Bir de deneyimlere kulak veriyorum. Mesela lüks bir otel balkonuna çıkıp ardından kapıyı kapattığı için saat kitli kalan ahbabım oldu. Bir daha balkona çıkıp hiç ardımdan kapıyı kapatır mıyım…

  • Öncelikle UNESCO’nun Dünya Mirası Listesine alınmış yerleri görmek.
  • Yurtdışına çıktığımda otantik yerleri keşfe çıkıyorsam alışverişi standart mini listemle tamamlarım, çünkü valizime başka türlü sığmam mümkün olmaz. Çantamda yer tutmamasına özen göstererek mutlaka aldığım şeyler:
  • Buzdolabıma asmak için magnet
  • Duvarıma çerçeveletmek üzere kartpostal ve o yöreyi resmeden tablo
  • Obje koleksiyonuma küçük bir ek
  • Yurtdışında sokaklarda gezinirken en sevdiklerim: istisnasız her pastane fırına uğrarım. Çeşitlerle göz arada da damak ziyafeti çekerim.Gözlerimi pastalarla renklendirir; croissant, sıcak mini pizza, bagel  peynirli poğaçalarla da şenlendiririm.
  • Pasaport sürem en az 8 ay geçerli mi kontrol ederim.
  • Her wc imkanını değerlendirim. WC kullanmadan önce lavabo yanında el kurulanan kalınca kağıtlardan yanıma tuvalet kağıdı olarak alırım müze vb. yerlerde kağıt o kadar ince olur ki elinize bile gelmez kullanmak isteyince de elinize yapışır kalır.
  • Endonezya, Myanmar, Kamboçya gibi tapınakta ayakkabı çıkarılan ülkelerde yerlerde yanında hep birkaç yedek çift çorap taşırım. O kadar pisleniyorlar ki eve bile götürmeden orada çöpe bırakmak istediğin zamanlar olacak. Kolonya ise bu gibi durumlarda ayakları ferahlatmak için baş tacım.
  • Taksiye otel ana kapısından binerim, yoldan çevirmem. Filipinler de arkadaşımı otelin ana caddesinde yoldan bindiği taksici organ mafyası için kaçırmış mesela. Şans eseri kurtulmuş.
  • Sıcak bölgelere de gitsen, sırt çantama Norveç tipi kaz tüylü incecik mont alırım. En azından havalimanları çok soğuk oluyor. En son, beklenmedik bir yolcu rahatsızlığından dolayı Dubai’de gece yarısı aktarmayı mecburen kaçırınca saatlerce buz gibi havalimanı içinde uzun konaklamada perişan olduk.


Gıda güvenliğiniz ve damak tadınız için önerdiğim mide cephaneleri:

Hassas bünyeli biri olmak insanı mecburen seyahatte tedbirli bir gezgine dönüştürüyor. Tüm ülkelerin harika yemekleri var ne yazık ki benim mideme göre değil. Artık hijyende ve baharatta şans denemesi yapmayacak kadar akıllandım. Listemin başında, “bölgeyi tanımıyorsan seyahatte ikram edilen hiçbir şeyi nezaket için yeme ve içme.” var.

Nutella / sevdiğiniz cins dayanıklı paket ekmek (ben çok tahıllı tost, karabuğday ya da tam buğday ekmeği vb tercih ediyorum) / minik enerji barları / minik paket atıştırmalıklar/ daha geç bozulacağı için tuzlu, minik porsiyonlar halinde vakumlanmış dayanıklı peynir / minik kavanoz otel tipi reçel ve bal / zeytin ezmesi / zeytin / dayanıklı tatlı tuzlu geleneksel mahalle fırını kurabiyeleri…

Bunları yanınıza alarak en azından kahvaltınızdan emin olun. Uganda ve Ruanda’da yumurtaların sarıları da beyaz krem renkteler. En lezzetli meyveleri Mango, gerisi karpuz dahil sizi hayal kırıklığına uğratabilir. En şahane tesiste bile yılanları yedikleri için kocaman fare ve sıçanların mutfak kapısına uzanan turlarına izin veriliyor. Bu açıdan sakın kalacağınız otelin fiyatı ile doğru orantılı temiz olacağını düşünmeyin. Otel menülerinde tabii ki batılılara göre seçimler var. Gene de Kongo sınırında göçmenlerin maymun yediklerini düşünecek olursanız. Yeme içme kültürünün bizden biraz daha farklı olduğunun ayrımına varmanız mümkün olur.

  • Siyah zeytin bence her seyahatin kurtarıcısı.
    Bozulmaz etmez. Biraz ekmek buldun mu ekmek kuru da olsa hemen seni doyurur. Ben sıcak suya ya da çaya ekmek dalgıçlarımı yollayarak o işi de çözdüm.
  • Çok aç kalmışsam seyahatte yaptırmaya alışkın olduğum bazı tarifler var.
    Beyaz peynirli otlu börek, patatesli ve peynirli börek; patlıcanlı etli pilav. İstanbul’dan yanıma sırf bu yüzden getiriyorum kavurma, zeytin ezmesi, yufka, zeytinyağlı patlıcan gibi konserve ve vakum paketler taşıyorum. Bir de Tadım’ın antep fıstıklı ya da yer fıstıklı barları tatlı ihtiyacımı dindiriyor.
  • Yerel pazardan satın aldığım yiyecekler:
    Muz, yumurta ve patates kızartması. Patateste on denememden iki tanesinde başarılı oluyor o yüzden denemeye değer çünkü her millet patates yiyor yeter ki, temiz yağ diye ısrar edip başında bekleyebileyim. Bazen gözüm çok dönmüşse markete gidip umutsuzca zeytinyağı ya da ayçiçek yağı arıyorum.
  • Valizdeki diğer kurtarıcılarım:
    Pita ekmeği, glutensiz ekmek,  kuruyemiş,. Vakumlattığım peynirlerle ilk günlerde aşk yaşıyorum sonra bozulur korkusuyla aşk sona eriyor.


Yoldaki konforunuz için yanınıza almanızı önerdiğim sağlıksal cephaneler:

  • C harfi şeklinde boyunluk yastık (yollar çok engebeli toprak ve taş. Bel – boyun rahatsızlığı olanlar bu bölgeleri zaten unutsunlar)
  • Islak ve kuru mendil, dezenfektan (Benim gözlük daha ilk gün tanımlanamaz pislikteki umumi wc ye düştü; tabii ki geri alıp kullandım. O güneş altında başka seçeneğim yoktu.)
  • Suni gözyaşı damlası (üzerinize yollarda yağan o kadar çok toz var ki…)
  • Sineksavar spreylerin olabilecek en iyi dozlusu. (Gece dahi uyurken bu spreylerden yüz, boyun, ayak dahil açıktaki her milime sıkarak yatmalısınız)
  • Böcek sokmasına karşı merhem ve ilaç. (gündüz o kadar yorulduğum oluyordu ki gece yatakta başucumda böceklerle uykuya yattım.
  • Bit tokası (eğer yerel halkın arasına karışacak ve özellikle çocuklarla oyunlarda yakın temasta olacaksanız)
  • Pudra, kolonya, rulo kağıt mendil (susuz bölgelerde bulunacaksanız; ter, saç yağlanması, yastığı kaplama vb. konulardaki hizmetkarlarınız bunlar)
  • Sıtma hapına yolculuktan 2 hafta önce başlamayı unutmayın. Eğer getirtebiliyorsanız önceden gideceğiniz ülkede kullanılan ve yabancılara verilen ilaçlardan edinmeye bakın. Bunlar haftada bir kez tek doz alındığı için her gün alınan ilaçlardan kullanımları daha kolay. Önceki senelerde benim sıtma önleyici olarak her gün kullandığım ve İstanbul’dan aldığım ilaç fena yan etki yapmıştı. Biliyorsunuz evinize dönünce de bu hapları 2 hafta kullanmaya devam ediyorsunuz.40 güne yakın bu ilaçları kullanmak yerine haftada 1 kez alınan haplar daha pratik (Uganda vb. sıtma için haftada 1 alınan haplarda etken madde Mefloquine ve Malarone )
    Bir de dönerken sıtmaya yakalanırsınız diye gerekli tedavi edici ilacı oradan almanız çok iyi olur. Çok basit bir ilaç, ancak biliyorsunuz ülkeye dönünce sıtma teşhisi koyulamadığı için ölenler oldu ülkemizde de.Sıtmayı taşıyan anofel sinekleri akşam gün batımından, gün ağarana dek çok aktif. Bu yüzden yatakta cibinlik olmasına dikkat edin. Uzun boylu, kollu ve paçalı kıyafetler giyin. Şapka kullanın. Böcek kovucunuzda yüzde 35 ve üstü DEET bulunsun.

 

Dağa mı çıkacağım dediniz? Bir dakika!

Eğer zorlu tırmanış parkuru seçmeye niyetliyseniz bunlarsız valiz hazırlamayın: Yürüyüş pantolonu, panço tipi yağmurluk, bahçe eldiveni (tırmanışta ısırgan otları vb. sizi dalamasın ya da gorillerle ani temasta korunmanız için), dürbün, el feneri, acil durum için düdük, nalburdan edineceğiniz gözü maske gibi tamamen kaplayan bir şeffaf çalışma gözlüğü (ormanda dallar gözünüze girmesin diye)

Yüksek tozlukları ve bastonları hazır edin… Bu tip tırmanışlarda botunuzun tabanını kavrayarak diz altına kadar dışardan pantolonunuzu çevreleyen koruyucu tozlukları takmayı ihmal etmeyin. Hem böcek ve yılan sokmaları hem de savaşçı karıncaların müthiş acıtan ısırıklarından sizi koruyacaklardır. Uganda’da şempanze keşif yürüyüşlerinde olduğu gibi daha düz arazilerde çift baston; gorillerin yuvası Ruanda dağlarındaki gibi engebeli araziler içinse tek baston yeterli olacaktır.(diğer elinizi kâh yokuş aşağı kâh yukarı muhtemelen porter /hamal tutuyor olacak çünkü) Bastonların darbeleri yumuşatan mekanizmaya sahip olanlarından almanız iyi olur.

Farklı cins maymunları yakından görebileceğiniz yerler aynı zamanda türlü haşeratın kol gezdiği birer yağmur ormanı. Dolayısıyla donanımlı gitmenizde fayda var. Haşerat ve savaşçı arılardan korunmak için daima çoraplarınızı pantolon paçalarınızın üstüne geçirin.  Aniden yağmur bastırınca zaten çamur olan yerler balçığa dönüşüyor. Valizinizde spor ayakkabı dışında dağ ve orman yürüyüşlerinde giymek için sağlam yürüyüş botlarına yer açın.

Unutmayın RUANDA dağlarının derinlikleri kara mamba (çok saldırgan, panzehir yoksa anında yüzde yüz ölümcül ve dünyanın ikinci en uzun zehirli yılanı), kobra (felç edici zehirli yılan), Piton (zehirsiz ama bir yutuşta bir geyiği ham yapabilen boyu 9 metrelere varan yılan) gibi yaratıklara ev sahipliği yapıyor. Bunu bilerek yerel rehberlerin burnunun dibinden ayrılmayın. Ben muazzam güzel bir yeşil deriye sahip uzun bir yılanla tam suyun üzerindeki köprüden geçerken karşılaştım. Rehber uyarmasa üstüne basmak üzereydim.

Ayrıca bu dağ ormanlarında goriller dahil insana alışkın olmayan tehlikeli türler var. (Gorillerin sadece bir bölümü parklarda nispeten ulaşılabilir bölgelerde yaşıyorlar, bir kısmı araştırma merkezlerinde koruma altındalar, geri kalanlar ise tüm vahşilikleri ile dağlara hükmediyorlar. Deneyimli ekiplerden emin olmadıkça aptalca bir maceraya atılmayın. Koruma ordusu ve deneyimli rehberlerle de gitseniz porter (hamal) tutmanızı tavsiye ederim. Bu,  yerel halkın geçimine katkı sağladığı kadar (böylece kaçak avcılık teşvik edilmiyor) sizin yaralanmadan aşağıya dönmeniz açısından da önemli. Porter’lar dağda sık ve tozlu böcekli çalılıklardan bir nebze size yol açmaları, dağdan yokuş aşağı yuvarlanırken balçık çamurdan tez çıkmanızı sağlamaları ve poponuzdan dik yamaçlarda ittirmeleri sayesinde kocaman bir kucaklamayı hak ediyorlar.

 

PRİNGLES Hardallı Pringles maneviyatı

 Ruanda da aç kalmamak için bu pringles çeşidini bulunca son  kalan 3 kutuyla epey idare etmiştim. Başka tip Pringles ya da  başka marka cips de yiyememiştim. Orman tırmanışlarında  tanıştığım bir Amerikalı emekli dostum bunu unutmamış;  Avrupa turundan İstanbul’a beni görmeye elinde bir koli  fabrikadan özel sipariş Sarı Pringles ile gelmiş ( north  Carolina’da da bu Sarılar yokmuş) ABD den buraya ben  seviyorum diye taşımış. Beni en iyi Pringles severler ya da  doğada kısıtlı yiyecekle kalma tecrübesi yaşayanlar anlar…

Diğer Yazılar

Yorumlarınız Benim İçin Değerli