Sonuçta ben de emekçi bir kadınım lafını ilk kez İstanbul’a yalnız başına gelip, ailesinden sıfır mali destekle yaşama tutunmaya çalışan genç bir avukat kadından duymuştum. Önce yadırgamış sonra da kendim için kullanmak dahil pek benimsemiştim. O güne kadar “emekçi kadınlar” denince aklıma hep fabrikalardaki işçi hemcinslerimin gelmesinden de acayip utanmıştım. Günde 17 saat ortalamasında çalışmak zorunda olup, tek başına çocuk büyüten ve işi gereği bir de bakımlı olmaya çabalayan ve hayatı da güllük gülistanlık olmayan bir kadın olarak, o andan sonra pekâlâ kendime de “emekçi kadın” diyebileceğimi keşfettim.
İlerleyen günlerde mutluluk konusu ana çalışma ve araştırma alanım olduğunda, mutluluk için emek sarf etmenin ne denli önemli olduğunun farkına vardım. Bu da beni daha derin bir paradoksa götürdü: Bunca “emek uzmanı” kadın gırtlağına kadar mutsuzluğa batmış durumdaydı. Üşenmedim en azından kendim için bu çıkmaz nasıl aşılabilir diye kafa yordum. Vardığım sonuç şuydu; emekçi kadınlar mutluluk kaslarını pek kullanmıyordu. Kitabımda da savunduğum gibi mutluluk kaslarında nerelerde çuvalladığımıza şöyle bakabiliriz:
Mutlu olan ve mutlu eden insan
Mutsuz emekçi kadın sadece etrafındakileri mutlu etmeye çalışmakla meşgul. En acayip olansa mutlu etmeye uğraştıklarının ardından söylenmesi. Mesela, her gün istisnasız üç öğün ev halkına mükellef yemekler yapıp ardından da kendine zaman ayıramamasından yakınan, emeğinin kıymetini bilmedikleri için çocuklarına söylenen teyzeler tanıdım. E be teyzecim bir gün de elbasan tava yerine yumurta kır, sonra git komşu gününde yayıl.
İçinde bulunduğu anı yaşayan insan
Mutsuz emekçi kadının andan anladığı şey geleceğin hayalini kurmak. Tüm bir hafta cumayı; tüm bir yıl yaz tatilini, tüm bir ömür de mutluluğu bekleyip duruyor. Oysa yaşadığı her güne bir amaç bir anlam koymaz ise o gün kayıp sayılıyor.
İyi şeyleri görebilen insan
Mutsuz emekçi kadına şu anda iyi olan ne var diye sorsan cevabı hemen bulamaz düşünür. İyi gitmeyen ne var desen yüz tane şey sıralar. Kendi mutluluğuna kalbini koymuş başka bir emekçi kadına “bu odada şu an iyi olan ne var” diye sorsan; “bu yağmur da bir çatının altındayız sevdiğim arkadaşım yanımda diye sıralamaya başlar.
Kendini tanıyan insan
Düşünsenize, kendimizi sadece titr, rol ya da yaptığımız iş üzerinden tanımlıyoruz. Muhasebe uzmanı, doktor, işçi, mühendis, anne, evlat, müdür. Oysa biz bundan çok daha fazlasıyız. Deneyin. Emekçi bir kadın olarak, kendinizi bu kalıpların dışında üç kelime ile tanımlayın. Ve bu bilinçle yaşayın. İşte ve evde aslında siz kimsiniz?