ÖZ ETİK & TAAHHÜT ETTİĞİNİ YAPMAYA GAYRET
“Umutlarımıza göre vaat eder, endişelerimize göre sözlerimizi tutarız.”
François de La Rochefoucauld*
Son zamanlarda söz verme, sözü tutma, öz etik gibi manevi konularda kendimce gözlemler yapıyorum. Bir bayramda, Bodrum’da marinada tıklım tıkış restoranlarda yer bulmak kolay değildi. Oturmak istediğimiz bir restoranda insanlar kuyrukta ayakta sıra bekliyordu. Rezervasyon görevlisi bir kâğıda sadece adımı yazdı ve 20 dakika sonra gelmemizi söyledi. Oradan uzaklaşınca başka bir restoranda harika bir yer bulduk. Herkes aç şekilde masaya yerleşirken, ben diğer rezervasyonu iptal etmeye gitmek için kapıya doğru bir hamle yaptım. Ahbabım “ya bırak Allah aşkına o kadar yol yürünür mü; ne uğraşacaksın?” dedi ve benim ısrarla gitmek istememi abartılı buldu. Kendince haklıydı çünkü restorandaki adam telefonumu bile almamıştı ve bu durumda kimliğim asla açığa çıkamazdı. Oysa ben farklı düşünüyordum, bana ulaşamayacak olması adama “geleceğiz yerimizi tut” deyip gelmemezlik ettiğim gerçeğini değiştirmiyordu.
Ben hayatta böyle küçük etik değerlerin daha büyükleri için beni hazırladığına inanıyorum. Bu yüzden de küçük kurnazlıklar yapmamaya gayret ediyorum. Bunun kolay bir şey olduğunu söyleyemeyeceğim. Sonuçta bu tutum, oğlumun izni olmadan, ona çaktırmamak suretiyle “bence atılması gereken eski kâğıt parçalarına” bile dokunmamama yol açan bir nefsimi terbiye sınamasına dönüşüyor.
Bundan dolayı bazen kendimi söz tutmayanlara şaşırırken ya da sözümü tutamadığım zamanlarda müthiş rahatsızlık hissederken buluyorum. Söz tutmayanlara şaşırmamı orada noktalamaya özen gösteriyorum çünkü ayıplamak başkasını yargılamak bana düşmez. Olsa olsa ders çıkarmama fırsattır diyorum.
Bu arada komik saptamalarım da var. Mesela taahhüdün en gevşek olduğu yer restoranların salata menülerinde. Menü içinde bu salatada falanca filanca ot var, ceviz var, pancar var denir sonra gele gele maydanoz ve marula belki 2 yarım cevize talim edersiniz.
Başkaları sizi izlerken de izlemezken de bazı iyi davranışlarınızda tutarlılık varsa öz etik sahibisiniz demektir. Öz etik benim kendimi terbiye ederken çok da eğlendiğim bir alan. Çünkü günlük hayatta, üzerimizde yabancı bakışlar olmazsa ne kadar saygısız davranabileceğimizi bana gösteriyor.
Örneğin, eviniz dışında girdiğiniz bir tuvalette (havalimanı, alışveriş merkezi, iş yeri vb.) kullanıp attığınız tuvalet kâğıdı eğer çöp kutusuna isabet etmezse onu yerden alıp kovaya atar mısınız atmaz mısınız? Dükkanda dolaşırken yanlışlıkla omzunuzun vurması ya da bakmak için uzandığınız askının çarpmasıyla geride yere düşen bir başka elbiseyi yerine koyar mısınız koymaz mısınız? Kitapçıda kendi rafından alıp sonra satın almaktan vazgeçtiğiniz ürünü belki başkası arar bulamaz düşüncesi ile dükkanın bir ucundan diğer ucuna geri giderek kitabı tekrar kendi ait olduğu bölüme bırakır mısınız bırakmaz mısınız?
Bu vesile ile söz verip görüşmeyi ihmal ettiğim herkesten kalben af diliyor ve fırsat yaratmak için işbirliği bekliyorum… Ayrıca öz etikten nasıl kaytardığımız konusunda sizin de gözlemleriniz olursa benimle paylaşmanızı diliyorum.
“Maneviyat” kasınızı ve daha fazlasını hayatınıza geçirmek için farklı alternatifleriniz mevcut:
- Diğer mutluluk kasları ile tanışmak isterseniz, size “Kendinden Kaçarken Yakaladım Seni/Mutluluk Kılavuzu” adlı kitabımdaki egzersizleri uygulamayı öneririm.
- Bir grup dinamiğinden yararlanarak hayatınıza daha fazla mutluluk taşımak isterseniz “Mutluluk Okulu” güz dönemi derslerine kayıt olabilirsiniz.
- Daha esnek saatlerde bireysel çalışmaları tercih ederseniz “Mutluluk Okulu” koçları ile hedeflerinizde ilerleyebilirsiniz. Kayıt ve randevu için www. mutlulukokulu.com ya da 0539 680 10 71.
Mutlulukla kalın…
Dr.Ebru Nurluoğlu
*François de La Rochefoucauld / Fransa’da “MAXIMES” adlı eseri ile özdeyiş türünün öncüsü yazar, 1960’lar
**http://www.goodreads.com/quotes/65753-we-promise-according-to-our-hopes-and-perform-according-